Hindistana ruhani turist olarak gitmenin nefis bir sefilliği vardır. Düşük bütçe, geniş zaman kapsamında o aşram senin bu astrolog benim sekerken madden ve manen konfor alanından uzaklaşırsın. Sırf bu hal bile güne başka türlü bakmanı sağladığından ayıp anlamaya başladığını sanırsın. Tabii belki okuyan bunları yaşamıyor hiç de, böyle genelleyince mühim bir şey anlatıyormuşum gibi oluyor.

Fire ceremony at Guruji's temple

Guruji’nin mekanında bir ateş seremonisi

Bir örüntüyü daha kıraraktan bambaşka Hindistan halleri yaşadım bu sefer. Önce ikinci Tantrik pujamın yoluna çıktım. Geçen sene Muladhara/kök çakra üzerine yaptığımız ve hayrını pek bir gördüğüm pujanın üzerine bu sene Svadistana arınmasına giriştik. İkinci çakranın olayı hisli duygular, dürtüler, takıntılar… İçimizin dışımızın su dolu olduğu yaşantımızda su elementinin etkisindeki bu çakra hükmediyor yogilere göre çoğunluğumuzun bilincine. Ne demek bilince hükmetmek; anlamak için basit bir test mümkün. Gün içerisinde herhangi bir konuya odaklanmadığında, serbest salınan zihin nerelere gidiyor? Manitayla yaşanan/yaşanamayan anlara, aklında kalan indirimdeki pantolona, akşam evde bekleyen nefis kanepe ve muhtelif dizilerin yeni bölümlerine, cumartesi gecesi ateşi planlarına, ‘napıcam ben bu hayatta’ kaygılarına ve bunalıma, seni zıvanadan çıkaran elemana vereceğin cevaba, tatil planlarına… Nereler zihnin popüler mekanları? Bir de coşkun duygularla o pek bir aradığımız ‘iç ses’i birbirine karıştırıp ilkine göre mi atarsın adımını? Bir arkadaş yakınlığı, güzel bir kitap, nefis bir konser gibi rafine eylemler eksik kaldığında depresyonlarda mısın? Liste uzun; bu mecralarda işliyor işte zihin serbest salınırken svadistana hükümranlığında. Bu düzeyde bir temizlik ise duygusal uyum ve hafiflik, yaratıcılık, hayal gücü gibi hoşluklar getirebiliyor hayata.

Ritual by the ocean

Puri’de ritüel

Benim puja öncem de sonram da bol duygusal türbülans ve yüzleşmeyle epey bereketli geçti. Başta ürküyorken başıma neler gelecek diye kaymak gibi bir yol çıktı karşıma. Guruji’nin minimalin de altındaki konfor düzeyindeki evinde her nevi sefilliğe iyice kalınlaşmış derim bana mısın demedi. Bu pujayı geçen seneki 101 kişinin arasındaki çatlak sesler elimine olup yaklaşık 60 kişinin katılımıyla yapmamız hafifletmiş olabilir atmosferi. Bir şekil ilk ayak bol pratik, bol muhabbet geçti gitti ve kendimizi kitlesel bir tren yolculuğunun ardından Puri’de bulduk. Hindistan’ın doğu sahilinde, en kutsal yedi şehirden biri Puri; biz de sulak alanlarımızın bulanıklığını Puri’nin okyanusuna salalım diye geldik. Okyanus kıyısında insanı yerinden zıp zıp oynatacak güçte bir dolu ritüel yaptık. Beklenmedik bir şekilde svadistana’dan gelen zevki sefa hallerine fazlasıyla imkan veren bir yolculuk oldu. Bol bol boş vakitte bir dolu sohbet muhabbetin yanısıra sonunda Hint yemeğinin aslında ne menem bir şey olduğunu anlayabildim. Kendi halinde bir restorana girdiğinde yediğinden ne kadar zevk alsan da hemen hemen tüm yemeklere aynı baharat karışımını saldıklarından aslında özel bir tat almak zor. Gel gör ki kitlesel seyahatin bir güzelliği sonucu keşfedilen bir lüks otel restoranında her bir yemeğin adabıyla yapılınca yaşattığı haz, ağzımda dağılan, bu gereksiz sebze nasıl böyle bir evrim geçirebilir dedirten o tandırda pişirilmiş karnıbaharlar… Amanın.

Geri Guruji’nin mekanına döndüğümüzde bile şaşkındık, nasıl bu kadar yumuş yumuş geçer bir puja diye. Tabii ilk defa katılan hijyen meraklıları acı çekerken ağır cilt döküntüleri, ağır grip ve öksürük gibi arınma eğlenceleri hep bizimleydi, o ayrı. Spiritüel çalışma hayli sado-mazo bir deneyim, bunu bilir bunu söylerim.

İkinci Hint yolu bir dahaki muhabbete…

0 replies

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir